Radyo Makinası "Komplike Manyaklar Gençlere Özgü Sanatlar Topluluğu"ndan Konservatuar Tiyatro Bölümü Öğrencisi
İrfan Ufuk Aslanhan'ın sunumuyla Türkiye'nin radyolardaki ilk ve tek
"Gençlik Kültür-Sanat Show" program formatıdır. Program ismi
Televizyon Makinası programında çalışmaya başladığımız günlerde aklımıza düşmüş ve günlerce tüm topluluk elemanlarımız tarafından heyecanla projelendirilmiştir. Daha sonra
Okan Bayülgen'den
şahsen izinle o an alınmış ve kendisi de 29 Temmuz günü büyüklüğünü
gösterip yayınımıza telefonla bağlanarak bizimle birlikte olmuştur. Radyo Makinası'nın hedefi; salt sıradan bir radyo programı olmak yerine, görüntü kirliliğinin olmayışından yararlanarak sanatın ve hayatın her yönünün sorgulandığı farklı bir ses olmaktır. Bugüne kadar Radyo Makinası'nda birçok değerli konuk yer almıştır: Tv Makinası
kadrosundan son yılların en başarılı iki ismi
Gürgen Öz &
Murat Akkoyunlu, Tv Makinası yapım yardımcısı
Hasan Köseoğlu ve orkestradan baterist
Yusuf Tunceli'den sonra,
Gülseven Yılmaz,
Yetkin Dikinciler,
Ali Poyrazoğlu,
Cihat Tamer,
Engin Hepileri,
Haldun Dormen,
Hadi Çaman,
Ali Taygun,
Adnan Tönel,
Sinan Albayrak,
Semaver Kumpanya oyuncuları,
Ayşenil Şamlıoğlu,
Münir Akça,
İsrafil Köse,
Murat Karasu,
Ferhan Şensoy,
Ali Çatalbaş,
Elif Durdu,
Mehmet Ergen,
Selçuk Yöntem,
Mert Asutay,
Genco Erkal,
Nedim Saban,
Nihat İleri,
Tiyatro Kılçık
ekibi, Pelin Batu, Serhan Süsler, Nilgün
Belgün, Orhan Aydın ve Orhan Kurtuldu gibi başarılı tiyatro sanatçılarının yanısıra,
Tuncer Cücenoğlu,
Ertuğrul Timur,
Aydoğan Oflu,
Sibel Arslan Yeşilay,
Özgür Çakıt,
Özdemir Erdoğan,
Ayşegül Aldinç,
Lale Manço,
Ahmet Güvenç,
Bahadır Akkuzu ve
Yeşim Özsoy Gülan’ın konuk olduğu Radyo Makinası, tüm aykırılığıyla, farklı konu ve konuklarıyla her hafta Türkiye Tiyatro Eleştirmenler Birliği Başkanı
"Üstün Akmen"in de yepyeni yazı ve eleştirileriyle dipten, sessizce işlemekte.
ÇÜNKÜ ARTIK SİSTEME DEĞİL,
KAFADAKİ MAKİNALARA DİŞLİ OLMAK GEREKİR
Kİ ANCA İŞLEYEBİLSİN.
|
Hazırlayan ve Sunan: İrfan Ufuk Aslanhan
Program Editörü: Peri Avunç
Basın Danışmanı: Öznur Oğraş
Araştırma:
Peri Avunç, Alp Ertürk, Selim Yıldız
Prodüksiyon:
Hayri Çölkesen
|
RADYO MAKİNASI MANİFESTO
"Radyo" makinası eskiden savaşların, dünya
haklarını yakından ilgilendiren olayların takibinin yapıldığı, bir umut,
haberleşme aracı olarak kullanılıyordu. Bu makina yalnızlıkların başka
bir dünyada hayallerle kalabalıklara dönüştüğü bir iletişlim makinasıydı.
Şimdi ise, radyo makinası belli bir kitle için devamlı
bangır bangır müziklerin çaldığı, amacından sapmış kuru bir ses
gürültüsünün makinası olmaktan başka bir şey değil.
Hele bir
de televizyonların yaygınlaşıp yozlaştırmasıyla kitle kapma
kavgaları arasında kalan radyolarımız, bu eskiyi yaşatma ve kaliteyi
genç kuşaklara devretme konusunda pek çok sıkıntılar içinde. Biz
gençler radyo tarihimizi araştırmaya kalktığımızda sadece radyo
anıları kitaplarından başka bir şey bulamıyoruz ülkemizde.
İşte her haliyle radyo, her şeyini tüm dünyada iyisiyle
kötüsüyle televizyona ve insana arkadaş olabilen diğer eğlenceli
elektronik aletlere kaptırmış durumda.
Tüm bu
olumsuzluklarla “radyo makinası kötü işliyor ve uzun süredir
dinlenmiyordu” sözlerinin üstüne şimdi gelin olumlu bir araştırmaya
geçelim...
Radyo makinası konusunda dünya tarihinde son 120
seneyi özetleyin derseniz bize; avucumuzun içinde durabilecek kadar
küçültülmüş olan radyo alıcıları boyut itibariyla radyonun saygınlık
ve tarihi bakımından gözler önüne geldiği durumunu özetleyebilir
sizlere...
Peki bu gelişme kötü bir gelişme midir? Hayır.
Olumsuzlukların yanında radyo için en iyi gelişmelerden biri
olmuştur bizce.
Radyolar küçülmüş, ceplere taşınmış ve
üstüne internetin de radyoyu iletmesi eklenince farklı da olsa
radyolara bir dönüş oluşmuştur. 1990 yılından sonra özel
radyoculuğun başlaması ve frekans paylaşımının artması medya
patronlarının frekans kapmak için büyük bir yarışa girmelerine sebep
olmuştur. Çünkü radyolar olumlu ve ya olumsuz dinlenmeye başlamıştır
artık. Radyolarda bu gelişmelerin olduğu günümüzde artık son
yıllarda ülkemizde radyo için medya, televizyon ve sosyal alanda
yazılı ve görsel basını da içine alarak toplumsal olarak yasalar
çıkarılmaya başlanmış ve değişen radyoculuk anlayışı üzerine iyiye
yönelik tartışmalar yapılmaya başlanmıştır. Artık radyolu aletlerin
satışı her geçen gün artmaktadır. İnsanlar cep telefonu alırken dahi
radyo seçeneğinin olduğu telefonları tercih etmekteler.
Ama
şimdi gelelim günümüzde radyoların amaç ve işlevselliği durumuna…
Acaba her radyo üstüne düşen görevi tam anamıyla yapabiliyor mu,
radyoculuk etik ve ahlak kurallarına uyabiliyor mu yoksa sadece
sessiz mi kalıyor bu konulara, ya da çok ses çıkarıp ses kirliliğine
mi neden oluyor?
İşte şu var ki “televizyon” ülkemizde ekran
kirliliğine sebep olsa da radyodaki ses kirliliği de ancak diksiyonu
bozuk bir arkadaş olabilir bizlere…ve o arkadaş kendi azmiyle
düzeltebiliyorsa diksiyonunu, başucumuzdan ayıramadığımız eski bir
özlem olacaktır bizlere. Oysa o arkadaşımızı yalnız bıraktığımız
takdirde zaten sesi duyulmayacaktır kulağımızda. Demek ki arkadaşını
iyi seçenlerimiz ömrünü hep onun yanında; temiz, doğru konuşan bu
dostla geçirecektir.
Tıpkı radyo makinalarımızın küçülmeden
önce, evimizin en özel köşesinde üstünü el emeği göz nuru
dantellerle örttüğümüz yıllarımızdaki gibi ilk gözbebeğimiz “Radyo
Makina"mız.